GenelNedir

Tarih Felsefesi Nedir ?

Tarih felsefesi tarihin temellerinin ve amacının ne olduğunu belirlenmesi için ortaya çıkan düşünceler ve teoriler sistematiğidir. “Tarih Felsefesi Nedir ? adlı çalışmamızda bu kavramın ortaya çıkışını ve teorilerini anlatmaya çalıştık. Keyifli okumalar.

sokrat s uchenikami

İlgili Makaleler

Pozitivizm Nedir ? Adlı Yazımızı Buradan Okuyabilirsiniz.

Tarih Felsefesi

Tarih felsefesi, bütün bakış açılarının bir sentezi gibidir. Yani umumi ve kapsayıcı görüşe, terkibi tefekküre (conspectare) ait bakış açısıdır. Öncelikli olarak medeniyet ve tarihin gelişimine sebep genel kanunları arar; tarihte ne olup bittiğinden ziyade olayların nedenleri araştırır. İnsanlığa ve medeniyetlere ait kültürel kodları belirlemeye çalışır. Üç başlık altında incelenir:

Kurgusal Tarih Felsefesi

Kurgusal tarih felsefesi, Kant’ın, dogmatik metafiziğin biçimleri olarak adlandırdığı ve yine aynı nedenle eleştirdiği tarzda ortaya çıkan anlama ve açıklama biçimleridir. Erken dönemlerden başlayan bu tasarımlar, yirminci yüzyıla kadar da devam etmiştir.

Eleştirel Tarih Felsefesi

Eleştirel tarih felsefesi bir anlam etkinliğinden daha çok bir bilme çabası olan felsefedir. Buna göre, olgucu tutumu geçerli bir yöntem olarak gören tarihçiler, tarihçiliğe yönelirken doğa bilimsel yöntemlere göre hareket etmeyi amaçlar.  Böylece insan düşüncesinin tarihe uyguladığı yöntemlerde temel farklılık, merkez fikirlerin ne veya neler olduğuyla ilgilidir.

Metafizik Tarih Felsefesi

Metafizik tarih felsefesine göre insanların tarihi Tanrının iradesiyle yönetilmektedir. Tanrı istemiş ve tarih olmuştur, bundan sonra da öyle olacaktır, görüşü hakimdir.

Kökenleri

Tarih felsefesi ile ilgili görüşler felsefenin doğuşuyla başlar. İlkçağ Yunan felsefesinde Platon, Aristoteles, Thukydides’in bu konuya benzer görüşler ortaya attığı bilinmektedir. Batı dünyası Augustinus ile bir tarih felsefesi yolunu açmıştır. Ancak Augustinus’un yaptığı daha çok bir tarih teolojisidir. Tarih felsefesi adını ilk kez, Aydınlanma düşünürlerinden Voltaire kullanmıştır. Ona göre tarihçinin eski kitaplarda bulduğu öyküleri yinelemesi, sadece bir hikaye etme etkinliğidir. Yapılması gereken, tarihin eleştirel ya da düşünsel olarak ele alınmasıdır.

Burjuvazinin yükselme çağındaki düşünürler, feodalizmin ve tanrıbilimin tarih anlayışına karşı ortaya koyulan tezler içinde, tarihin bilimsel bir incelenmesini ve açıklanmasını destekleyecek gerekli ve önemli birçok öge ve ön koşul geliştirdiler. Asıl kaygıları, “tarihi, tanrı iradesine bağlı bir şey olarak değil de, bilgisi edinilebilir etkenlere bağlı doğal bir süreç” olarak kavramaktı.

Bodin, Montesquieu gibi filozoflar, coğrafi ve iklimsel koşulların tarih üzerindeki sonuçlarını açıklamayı denediler ve “coğrafi determinizm” teorisini geliştirdiler. Hobbes, Locke gibi maddeci filozoflar tarihi, insanın kendi doğasına dayanarak açıklamaya çalıştılar;  burjuva toplumunu, insan doğasına uygun düşen, ona tekabül eden bir düzen olarak gördüler. Leibniz, Kant ve Hegel ise tarihsel ilerleme fikrini geliştirerek, bu fikri çeşitli açılardan kanıtlamaya çalıştılar.  Tarih felsefesi, doruk noktasına Hegel de ulaşır.

Bu kavramda bir diğer kullanımı da 19. yüzyıl pozitivistleri tarafından  yapılmıştır. Onlar için tarihsel olayların genel gidişatını belirleyen genel yasaların keşfi, tarih felsefesidir.

Eg ALGiWAAIw3ab

Georg Wilhelm Friedrich Hegel (27 Ağustos 1770, Stuttgart – 14 Kasım 1831, Berlin)

Maddeci tarih anlayışının Karl Marx ve Friedrich Engels ile felsefelerinin ayrılmaz bir parçası olarak kurulup temellendirilmesi, bu tür tarih anlayışlarının  sonu olmuştur.  Maddeci tarih anlayışı, insan toplumunun genel hareket yasalarının bilimi olarak, bu anlamda artık tarih felsefesi değildir; o, tarih felsefesinin, kendine kadar uzana gelen tüm kazanmalarını koruyup aşar, yani onları biçimleri açısından olumsuzlar, özlerini, sonuçlarını korur ve bunları bilimsel tarih görüşü içinde bir basamak yükseğe çıkarır.

98719

Marx sonrası tarih felsefesi, her bakımdan diyalektik maddeci tarih anlayışına bir tepki olmuştur. Bu anlayışlar, her ne kadar farklılıklar göstermişse olsa bile hepsi toplumun yasal düzenlilikler doğrultuda ilerlemesine, gelişmesine karşı çıkarlar.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu