Genel

Londra Modern Kanalizasyon Sistemi

Kanalizasyonlar, günümüzde belki de şehirlerin görünmeyen kahramanlarıdır. Kanalizasyon deyip geçmemek gerekir. Kanalizasyon sistemleri başta kolera olmak üzere birçok salgın hastalığın önüne geçiyor. Çünkü kanalizasyonun olmadığı dönemlerde tuvalet atıkları halka açık alanlara dökülürdü. Bu da bakterilerin yayılmasına sebep olurdu. Paris’te 1850 yılında kurulan ilk modern kanalizasyon kurulmuştur. Daha sonra Londra bu sistemlerin o döneme kadar olan en gelişmiş halini inşa etmiştir. 19. yüzyılın ortalarında İngiltere’de baş gösteren kolera salgını bir kanalizasyon sistemi yapımını zorunlu kılmıştır. Bu yazımızda Londra modern kanalizasyon sistemi incelenmiştir. İyi okumalar dileriz.

Arka Planı

19. yüzyılın başların Londra’dan geçen Thames Nehri açık bir kanalizasyon halindeydi. Bu durumun büyük sonuçları, salgın hastalıklar en başta da kolera salgını oldu. 1853-1854 yıllarında 10.000’i aşkın Londralı kolera hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmişti. Modern kanalizasyon sistemi önerileri 1700’lere kadar gidiyordu ancak yüksek maliyeti nedeniyle hükümet yapımına yanaşmıyordu. Ancak 1858 yılında ortaya çıkan “Great Stink” (Büyük Koku) işleri değiştirdi. Bu koku, neredeyse tüm şehri sarıyordu ve salgın hastalıklardan sorumlu tutuluyordu. Böylece 1858 yılında parlamento konunun ciddiyetini fark etti ve kanalizasyonun yapılmasına başlanmasını karara bağladı.

İlgili Makaleler

Kolera Nedir?

Peki kanalizasyon sistemlerinin itici gücü olan kolera nedir?

Vibrio cholerae isimli bakterinin neden olduğu kolera hastalığı, akut ve şiddetli bir ishale neden olmaktadır.

Hindistan kökenli olan Kolera pandemileri 19. ve 20. yüzyıllarda dünyayı sarmıştır. İçme suyu yoluyla bulaşan hastalığın ölümüne neden olduğu insan sayısı tam olarak bilinmese de toplamda yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne neden olduğu düşünülmektedir. 1817′de Japonya’da, 1826′da Moskova’da, 1831′de Berlin’de, Paris’te ve Londra’da salgınlar yaşanmıştır. Sonrasında Londra’dan gelen göçmenlerle Kanada’ya ulaşan salgınlar birçok insanın ölümüne neden olmuş ve ardından 1892 yılında da Hamburg’da salgın yaşanmıştır.

Joseph Bazalgette (28 Mart 1819 – 15 Mart 1891)

bazalgette

1856 yılında kurulan Londra Çalışma Kurulu, tüm Londra’nın bayındırlık faaliyetlerini denetleme yetkisine sahipti. Kurul, Joseph Bazalgette‘yi ilk başmühendisi olarak seçti. Daha sonra çalışmalara başlandı. Bazalgette ve William Haywood, modern bir kanalizasyon sistemi tasarladılar. Bu kanalizasyon sistemi, atıkların yer altından geçerek farklı bölgelere yönlendirilmesini sağlayacaktı. Toplam uzunluğu 160 km olan 6 ana kanalizasyon inşa edildi. 1859 ve 1865 yılları arasında geliştirilen ana kanalizasyon sistemi toplam 720 km’ye kadar ulaştı. Chelsea, Deptford ve Abbey Mills‘te suyun doğru debiye ulaşabilmesi için pompalama istasyonları inşa edildi.

Hering lon sewer det02 1882

Edebiyat ve Popüler Kültür

Bu salgın ve sonrasında kanalizasyonun yapım hikayesi, edebiyat ve popüler kültürü önemli ölçüde etkilemiştir. İşte bu olaylar baz alınarak ortaya çıkmış olan eserler:

  • Kanalizasyon Sistemi, İngiliz yazar Neil Gaiman’ın 1996 tarihli Neverwhere adlı romanında geçiyor.
  • Sistem, Avustralyalı yazar Michael Robotham’ın 2005 tarihli Lost romanında (diğer adıyla The Drowning Man ) bir rol oynuyor .
  • Aynı adı taşıyan BBC televizyon dizisinde Endüstri Dünyasının Yedi Harikasından biri olarak yer aldı .
  • Eleanor Updale ‘ın Montmorency (Montmorency: Yalancı Hırsız Gentleman? ) Romanı Londra kanalizasyon sisteminin yapımına değinir.
  • Londra kanalizasyon sisteminin inşası, Anne Perry’nin 2006 tarihli romanı Dark Assassin’in konusunun merkezinde yer alıyor ve burada Great Stink’ten de söz ediliyor.
  • Terry Pratchett baş karakter Dodger’a dayalı Artful Dodger’dan gelen Oliver Twist , Bazalgette dahil kayda değer tarihi figürler yanında Londra’nın kanalizasyondan da bahsediyor.
  • Beş Milyar Pound Süper Kanalizasyon başlıklı bir BBC belgeseli , Thames Gelgit Planına odaklanıyor .

Günümüz

Günümüzde kanalizasyon sistemlerinin yaygınlaşmış olması bize görmediğimiz ve üzerinde düşünmediğimiz bir iyilik sağlıyor. Aslında bazen kanalizasyonun karıştığı derelerin yakınından geçerken duyduğumuz koku, kanalizasyonların yerin altından geçmesinin ne denli önemli olduğunu bize hatırlatıyor. Eğer ki günümüzde kolera gibi salgınları yaşamıyorsak (en azından ülkemizde) bunun en önemli nedeni düzgün baraj ve kanalizasyon sistemidir. Ancak burada da önemli bir noktadan bahsetmeden geçmemek lazım. O da atık suların arıtılmadan denizlere boşaltılması. Her ne kadar deniz sularını içme suyu olarak kullanmasak da İstanbul’da çoğunlukla denize giremememizin ve son dönemde oluşan müsilajın en büyük sebeplerinden biri de atık sular.

Ancak hala yeterli altyapı sistemine sahip olmayan, kanalizasyonları içme sularına karışan ülkeler ve bölgeler mevcut. Özellikle Afrika kıtasında bu ciddi bir sorun. Umuyoruz ki bu bölgelerde de sorunlar bir an önce çözüme kavuşur.

Kaynak: https://tr.vvikipedla.com/wiki/London_sewerage_system

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu