Ana sayfaSağlık

Kawasaki Hastalığı Nedir? Kawasaki Belirtileri Nelerdir? Kawasaki Tedavisi

Kawasaki Hastalığı Nedir? Kawasaki Belirtileri Nelerdir? Kawasaki Tedavisi

Kawasaki hastalığı, vücudun önemli damarlarında genişleme ve bu damarların çevrelerinde iltihaplanmaya neden olan bir hastalıktır. İsmini, hastalığı keşfeden doktorun isminden alan Kawasaki hastalığı, küçük çocuklarda sık görülen, yetişkinlerde ise biraz daha seyrek görülen bir hastalık türüdür.

Hastalığın en çok görüldüğü yer, ilk keşfedilen yeri yani, Japonya’dır. 5 yaş ve altı çocuklardan hastalığın sık görüldüğü bilinirken, özellikle kış aylarında ve bahar aylarında daha sık görülmesi, Kawasaki hastalığının belirgin özelliklerinden biridir. Hastalığın tam olarak nedeni bilinmezken, erkek çocuklarda çok daha sık ortaya çıktığı keşfedilmiştir.

Yürütülen tahminler sonucunda hastalığın ortaya çıkmasının iki nedeni vardır. Birincisi kalıtsal özellikler, ikincisi de yüksek miktarda enfeksiyona maruz kalmaktır. Enfeksiyonlar nedeniyle vücut içerisinde ve damarda rahatlıkla dolaşan virüs veya mikropların, damar çeperlerinde iltihaplanmaya neden oldukları tahmin edilir. Haliyle ortaya Kawasaki hastalığı çıkar ve hastalık belirtileri kendini gittikçe göstermeye başlar. Peki, Kawasaki hastalığı belirtileri nelerdir? Hastalığın ebeveynler veya bireyler tarafından teşhisi nasıl yapılır?

Kawasaki Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Kawasaki Belirtileri
Kawasaki Belirtileri

Kawasaki hastalığı, damarlarda etkili olan bir hastalıktır ve bu nedenle en ciddi belirtisi kalp semptomları olarak bilinir. Kalp semptomlarının dışında da birçok belirti söz konusudur ancak bünyeden bünyeye değişim gösterir. Kimi çocuklarda veya yetişkinlerde belirtilerin şiddeti oldukça üst düzeydir. Kimi çocuk ve yetişkinlerde ise belirtilerin çok çok az olduğu görülür. Özellikle 0-11 ay arasındaki çocuklarda belirtilerin kendini çok az gösterdiği ve bu nedenle teşhisin fazlasıyla zorlaştığı bilinir.

Kawasaki belirtileri ortaya çıkmazsa, hastalığa yapılan tıbbi müdahale süresi ciddi anlamda gecikir. Haliyle bu durumdan ilk olarak etkilenen organ kalp ve kalbe yakın damarlar olur. Belirtilerin kendini göstermemesi ve hastalığın geç teşhisi nedeniyle en çok rastlanan problemlerin arasında kalbe yakın olan damarların genişlemesi öne çıkar.

Kawasaki’nin en önemli belirtisi 38,5 derece ve üzerinde ateş görülmesidir. Özellikle yoğun bir şekilde ve hiç düşmeyerek seyreden bu ateş durumu, 3 gün boyunca devam eder. Bu belirti ile karşı karşıya kalan çcouk veya yetişkinlerin acilen hastaneye sevk edilmesi gerekir. Aksi halde hastalığın teşhisi gecikir.

Ateşle birlikte ortaya çıkan en büyük belirtilerden bir diğeri de gözün beyaz kısımlarının kıpkırmızı olacak şekilde kızarmasıdır. Bunun yanı sıra lenf bezlerinin normal boyutundan sapıp, büyüme göstermesi, gövde, kasık ve bacaklarda meydana gelen deri dökülmeleri, boğaz, ağız ve dudak kenarlarında tahrişe bağlı kızarıklıklar, el ve ayaklarda hem kızarıklık hem de şişlik, dilin yoğun bir şekilde kırmızı renge bürünmesi ve şişmesi, Kawasaki nedeniyle görülen diğer belirtilerdir.

Belirtilerin değişim göstermesi yalnızca verem aşısı olan bebeklerde söz konusu olur. Eğer bebek, verem aşısı olduktan sonra, aşı olduğu bölgenin etrafı ciddi derecede kızarırsa, hastalık yayılmaya başlamış demektir. Aşı bölgesinin kızarmasının yanı sıra kusma, ishal, yüksek ateş, sürekli huzursuzluk, eklem bölgelerinin şişmesi gibi belirtiler, verem aşısı olmuş bebeklerde görülen Kawasaki hastalığı belirtileri olarak bilinir.

Tedavisi Nasıl Yapılır?

Yukarıda belirtmiş olduğumuz semptomlar hastalığın ilk ve orta evrelerinde ortaya çıkar. Son evrelerinde ise hastalığın herhangi bir belirtisi görülmez. Artık kalp ve kalbe yakın olan damarların bir kısmı belirli ölçüde zarar görmüştür. Bu yüzden belirtilerin ilk ortaya çıktığı andan itibaren tedaviye başlanılması gerekir. Aksi halde tedavinin bir anlamı kalmaz.

Erken tedavi sonucunda hastalığın vücuda verebileceği zararların büyük bir kısmının önüne geçilir. Hastalığın vücutta tespitinin ardından ise hastaya aspirin tedavisi uygulanır. Aspirin tedavisinin yanı sıra intravenöz immünoglobülin tedavisi de yüksek dozlu bir şekilde uygulanır. Bu tedavinin bir diğer adı antikor tedavisidir. Antikor sayesinde vücutta beyaz kan hücrelerinde artış görülür ve damar çeperlerinde iltihaplanmaya neden olan her türlü madde vücuttan hızlı bir şekilde atılır. Bazı durumlarda hastalar bu tedaviye de yanıt vermez. Bu yüzden damar genişlemesinin önüne geçebilmek adına damar içi kortikostreoid tedavisine başlanır. Tedaviler sonucunda hasta en geç 72 saat içerisinde iyileşir ve semptomlar büyük ölçüde azalır. Ayrıca tedavi başarılı bir şekilde sonuçlanırsa damarlarda herhangi bir problem meydana gelmez. Geç kalan veya hiç yapılmayan tedaviler ise damar ve kalp hasarlarına yol açar.

Kawasaki Bulaşıcı Bir Hastalık Mıdır?

Kawasaki hastalığı konusunda en çok merak edilen sorulardan biri de “Kawasaki bulaşıcı bir hastalık mıdır?” sorusudur. Özellikle ebeveynler hastalığın bulaşıcı olma ihtimalini değerlendirerek büyük bir endişeye kapılırlar. Bulaşıcı olması durumunda çocuklarının kreş, ana okulu veya normal eğitim hayatına devam etmesi büyük sıkıntı doğuracaktır.

Kawasaki hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. Hastalığın herhangi bir şekilde başka bir çocuk veya bireye geçmesi söz konusu olmaz. Bu yüzden çocuğun toplu ortamlara girmesinde herhangi bir sakınca yoktur.

Kawasaki ve Covid-19 Arasında Bir Bağ Var mı?

son dönemlerde Covid-19 salgınının, dünyada ve ülkemizde yaygın bir şekilde görülmesi nedeniyle, Kawasaki ve Covid-19 arasında bir bağ olup olmadığı ciddi bir merak konusu olmuştur.

Kawasaki ve Covid-19 arasındaki şuan için bilimsel olarak tek bağ, ortak belirtilerinin söz konusu olmasıdır. Pandemi sürecinde hastanelere başvuran birçok çocuğun hem Kawasaki hem de Covid-19 belirtileri gösterdiği ortaya çıkmıştır. Özellikle damar hasarı bu konuda oldukça öne çıkarken, Covid-19’un da damar hasarına neden olup olmadığı halen daha araştırılmaktadır. Hastalıklar semptom açısında birbirleri ile bağlantılı olsa da şuan için resmi bir şekilde Kawasaki ve Covid-19 arasında herhangi bir bağ bulunmamaktadır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu