Bilim

Bitkilerin Canı Acır Mı?

Hemen hemen bütün veganlar ‘’Bitkiler acıyı hisseder, Bitkileri yemeyin’’ gibi önermeler ile karşılaşmıştır. Genelde bu sorunlar vegan olmayan birisinin hayvanların acı çekmesine neden olduğu gerçeklikle yüzleştiğinden dolayı kendisini suçlanmış hissettiği için kaynaklanmaktadır. Aslında yaşamak için acı çektirmeyi istediğini, bu akıl vermeyle herhangi bir çıkış yolunun olmadığıdır. Bununla birlikte veganların bu durumda canlı seçercilik yaparak bitkilerin acı çekmelerine göz yumduğu anlamına gelmektedir. Peki gerçekten bitkilerin canı acır mı ? Yapılan araştırmalara göre, bitkilerin bütünlükleri zarar gördüğünde bazı maddeler ortaya koymuştur. Böylece  ‘’ bitkiler acıyı hisseder ‘’ tarzında birçok insan tarafından yorumlanmıştır. Peki sizce salgılanan bu maddeler, bitkilerin gerçekten acı çektiğine kanıt mıdır?

Bitkiler Hakkında

Canlılar dünyasında iki önemli grup bulunmaktadır. Bunlardan biri hayvanlar diğeri ise bitkilerdir. Bitkiler kökü, yaprakları, gövdesi ve kendi besinlerini kendisi üretmesi ile hayvanlardan çok kolay bir şekilde ayırt edilebilmektedir. Oysa evrimin en alt basamaklarında hayvanlarla veya bitkilerle ortak özellikler taşıyan, ama ne hayvan ne de bitki sayılabilen canlılar bulunmaktadır. Uzmanlar, sınıflandırma yaparken sorun çıkaran bu basit ve ilkel yapılı canlıları hayvanlar ve bitkiler aleminin dışında tutmaktadırlar.  Ancak bazı bilim adamları geleneksel sınıflandırmalara bağlı kalarak bitkilere oldukça benzeyen mantarları ve algleri bitkiler aleminden saymaktadırlar. Oysa ki bu canlıların, bitkilere özgü yapraklar, iletim damarları ve gövde gibi dokuları yoktur. Bu tarz temel farklılıklar göz önüne alınarak algleri ve mantarları bitkilerden farklı bir sınıfa, hayvan ve bitki benzeri bütün tek hücreli canlıları Protista alemi içinde sınıflandırılır.

Bitkilerin binlerce farklı türü vardır. Bu türlerin boyutları, küçük bitkilerden başlayıp dev bitkilere kadar uzanır. Tropik iklim kuşağı ile Kuzey kutbu arasındaki eklemlerde 300 bin kadar bitki barındırmasyla dünyanın bitki türleri açısından en zengin yeridir.

Bitkilerin Genel Özellikleri

Bütün canlılar hücre adı verilen temel yapı taşlarından oluşur. Hayvanlar ve bitkilerde bu hücreler, her birinin farklı bir görevi olan özelleşmiş dokuları veya organları oluşturacak şekilde bir araya toplanmıştır. Ancak bu ortak özelliklere rağmen, hem bazı yaşamsal görevler hem de hücre yapısından dolayı hayvanlar ve bitkileri arasında çok belirgin farklar olduğu bilinmektedir. Bitkilerin hücre duvarı büyük ölçüde selülozdan oluşmuştur. Kloroplast organelleri bulunmaktadır. Bu organel sayesinde bitkiler güneş ışığını soğurarak, fotosentez yaparlar ve kendi besinlerini üretirler. Bitkilerde tıpkı hayvanlar gibi gelişir büyür ve yara dokularını yeni hücreler üreterek onarır. Ancak belli bir yaşa gelen hayvanın büyümesi durur. Fakat bitkiler büyüme süreci yaşamı boyunca devam eder. Bu özellikte hayvanlar ve bitkileri birbirinden ayıran en belirgin özelliklerden biridir.

Bitkilerde diğer canlılar gibi dış uyarılara yanıt verir ve çevresinde oluşan değişikliklere uyum sağlayabilir. Bitkiler özellikle, güneş ışığı, yerçekimi, kimyasal maddeler ve su gibi uyaranlara karşı oldukça duyarlıdır.

Basit ve Üstün Yapılı Bitkiler

Botanikçiler bitkiler alemini iki farklı sınıfa ayırırlar. En basit ve ilkel yapılı bitkiler olan karayosunları ve çok daha üstün yapılı bitkiler olan damarlı bitkiler şeklinde. Her iki bölümde yer alan bitkiler de aralarındaki işlevsel ve yapısal benzerlikler göz önüne alınarak kendi içlerinde sınıflandırılırlar. Karayosunlarının en büyük iki grubundan biri ciğer yosunları, diğeri ise yaprak yosunlarıdır. Damarlı bitkilerin ise kibrit otları, at kuyrukları gibi ilkel bitkileri içerir. Eğrelti otlarının yanı sıra çok daha gelişmiş kapalı ve açık tohumlular gibi üstün yapılı bitkileri içerir.

Çok nemli yerlerde yetişen ciğer yosunları, at kuyrukları, eğrelti otları, kibrit otları ve yaprak yosunları sporlu bitkilerdir. Bu bitkiler spor adı verilen bir üreme hücreleri sayesinde eşeysiz olarak ürerler. Bu bitkilerden hiçbirinin tohumları ve çiçekleri yoktur. Oysa kapalı tohumlular ve açık tohumlular gibi bitkiler eşeyli olarak ürerler. Hepsinin farklı farklı görev yapan çiçek, yaprak ve gövde gibi organları vardır. Bu bitkiler fotosentez ile kendi besinlerini kendileri üretirler.

Bitkilerin Canı Acır Mı ?

Bitkilerin acıyı hissedip hissetmediğine yönelik yapılmış olan yorumların hepsi bitkilerin bütünlüklerinin bozulduğu sırada salgıladığı maddeden kaynaklanmaktadır. Yapraklar koparıldığında veya kesildiğinde ortaya çıkan kimyasallar substanc p eşdeğeri olarak kabul edilir. Bitkilerin canı acır mı ? Günümüzde bulunan bilim teknolojilerine göre, sadece salınan kimyasallar üzerinden yorum yapılarak bitkilerin acı çektiğini söylemek doğru değildir. Fakat yıllar sonra bu durumun tersi kanıtlarsa ve bitkilerin acı çekildiği konusunda hemfikir olunabilir. Veganlarda bu durumlarda, vegan olmayan kişilere göre çok daha az sayıda bitkinin acı çekmesine sebep olacaklardır. Çünkü günümüzde vegan olmayan birisi, bir vegana kıyasla 18 kat gibi fazla bir sayıdaki bitkilerin ‘’ acı çekmesine ‘’ sebep oluyor. Yenilmek üzere beslenmekte olan hayvanların sayısı oldukça yüksektir. Dünyada ki bütün tarım alanlarının hemen yüzde 90’ı besledikleri hayvanı ilerde yemek için kullanmaktadır.

Buradan da anlaşılacağı gibi vegan olmak hayvanları acı çekmelerini engellemektir Hem de hayvansal ürün tüketen kişilere göre bitkiler acıyı hisseder gibi bir endişe için yapılabilecek bir şeydir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu